Buralar dutluk idi.
May neym iz Ozan Ömer.Ozan dede kulağa hiç hoş gelmiyor bu yüzden Ömer ismini yaşlanınca kullanacağım. :D 20 Subat'ta Adana'da muhtemelen yine sİcak ve nemli olan bir günde doğdum. 9 gün önce dogsaydım Izmir'de doğacaktım ya da 9 gün sonra dogsam 29 Subat'ta dogmuş olacaktım. 4 yilda bir doğum günü kutlamak da hiç hoş olmazdı. Gerçi Sırnak-Cizre'de doğan kardeşim kimlige İzmir-Cesme olarak geçiren babam beni de 1 Mart olarak gecirebilirdi. Bu arada Babami da çok severim tabi annemi de kücükken de anneni mi yoksa babanı mı daha çok seversin sorusuna ikisini de cevabını verdim hep.Adana'da dogdum ama kisa bir süre sonra Cizre'ye taşindık. Adana'da yaşayamazdım herhalde o neme nasıl dayanılır? Ama çok güzel kebabı var Cizre Adana'da daha sıcaktı ama nem yoktu yani Bu arada Cizre'yi de severdim. Cizre de beni severdi. Zaten küçük bir yerdi yani herkes tanırdı falan Bir de karsi evde oturan bankacının kızı Helin vardı onu da severdim işte.5 yıllık bir Cizre'den sonra Diyarbakır'a taşındık.11 yıldır da buradayım. Diyarbakır'ı daha çok severim Diyarbakır'ı köy zannedenlerden nefret ederim. Orada yol var mı? Bina var mı? Orada erkekler kot pantolon giyebilir mi?... böyle sorularla çok karşılaştım hatta Diyarbakır'a var olan ön yargı için Tübitak projesi bile yaptım o derece yani Sonra her yaz tatilimi İzmir'de geçirim buna göre 4 yıl da İzmir'de yaşamış oluyorum. Toplayınca 20 oluyor ama 20 yaşında değilim tabi ki anlayın işte bu sene 12. sınıfa geçtim. Nasıl bir çocuktuysam artık 1 yıl erken başladım ben istedim yani kendimi yırtmışım erken başlamak için hatta müdür okula alsın diye de nefes almadan 100 kadar saymaya başlamışım ve beni okula almışlar.Neyse iyi de olmuş aslında. Nerelisin sorusundan nefret ederim böyle karışık olunca Türkiyeliyim diyorum o daha doğru oluyor. Sonrasın da fotoğraf çekmeyi çok severim gerçi herkes kendine fotoğrafçı dediği için soğumaya başladım. 2.0 MP cep telefonuyla çektiğim fotoğrafı dünya ikincisi seçtirecek bir şansa sahibim.Hala aynı makineyle çekmiyorum tabi. Hoşuma giden her türlü müziği dinlerim. Ben rakçıyım diye tek bir tür müzik dinlemek hep saçma gelmiştir ama bazen bu işi abartığımı düşünüyorum. Müzik listemde Shakira'dan sonra Şivan Perver çalıyor o kadar çeşit ya da Zaz'ın ardından Zülfü Livaneli her şeyi de anlatmamam gerekir tabi devamını görebilmek için linklere üye olmalısınız >

Buralar dutluk idi.

Geçen sene kazandığım Hong Kong fotoğraf yarışmasının istenilen belgelerini geç ulaştırdığımız için elimden kaçan ücretsiz Hong Kong ziyareti ve 1000 dolar geldi aklıma.

İçime oturdu :(

Engelsiz Yarınlar İçin.


Çevrenizde,okulda,sinemada,çarşıda,iş hayatınızda kaç engelliyle karşılaşıyorsunuz? Etrafınız da kaç engelli var? Bir alışveriş merkezinde alışveriş yapan kaç engelli gördünüz ya da okulunuzda kaç engelli var? Belki de hiç denecek kadar.Biz görmüyoruz diye onlar yok mu? Belki biz görmüyoruz fakat 8,5 milyon engelli yaşıyor Türkiye’de.Nüfusa oranladığımız takdirde her 9 insandan 1’i engelli.Peki ama nerede bu engelliler? Okulda yoklar,sinemada yoklar,çarşıda yoklar.Neredeler? Cevabı ise basit onlar evlerinde hapis hayatı yaşıyor. Evlerinden dışarıya çıkmıyorlar, çıkamıyorlar. Çünkü dışarıdaki hayattan daha mutlu bir hayat evdeki hayatları. Evlerinden dışarıya çıktıkları anda başlıyor zorluklar.

Şimdi düşünelim yaşadığımız çevre engellilerin için düzenlenmiş bir çevre her şey onların yaşamına uygun şekilde yapılmış yani bizim şimdiki düzenimizin tam tersi her şeyin onlar için olduğu bir düzen. Düşünün ki merdiven diye bir şey yok,bütün yollar yürüme engellilerin tekerlekli sandalyelerini kullanacakları şekilde.Düşünün ki bütün yazılar görme engelliler için kabartma harflerle yazılıyor.Düşünün ki bankadaki gişe memuru, televizyondaki spiker hatta bütün yakınlarınız sizinle işitme engellilerin anlaştığı gibi işaret diliyle anlaşmaya çalışıyorlar ya da anlaşamıyorlar! Empati kuralım,kendimizi onların yerine koyalım. Düşünün ki görme engellisiniz,karşıdan karşıya geçmek için bile bir başkasından yardım almak zorundasınız.Düşünün ki doğanın güzelliklerini göremiyorsunuz,bulutları göremiyorsunuz,kırmızı ya da mavi size hiçbir şey ifade etmiyor.Doğanın sesleri,kuşların cıvıltısını duyamıyorsunuz,keman virtüözünü ya da çalan şarkıyı dinleyemiyorsunuz. Ne zor bir dünya öyle değil mi? İşte düşüncesi bile kötü fakat bu hayatı yaşayan 8.5 milyon insan var.

Hayat onlar için daha zor.Kolaylaştırmak ise engelleri oluşturan bizlerin elinde. Onlar anormal değil tam aksine onlar anormal şartlar altında yaşayan normal insanlar. Bu anormal şartları düzeltmek ise bizlere düşüyor.Çünkü engeli yaratan insanlardır. Hayat onlar için de var.Evlerindeki hapis hayatlarından kurtarmalıyız.Etrafımıza iyi bakalım,engellilere engel olan unsurları ortadan kaldırmaya çalışalım.Örneğin kaldırım sonundaki rampanın önünde elektrik direği varsa belediye bildirelim,engellilerin kullanacağı otobüsler için istekte bulunalım.Okulumuza rampa yapılması için girişimde bulunalım.İşitme engellilerin dinleyeceği sesli kitaplar için seslendirme yapalım.Onları eğitimsiz,işsiz,güçsüz bırak- mayalım,topluma kazandırılmalarında yardımcı olalım.100 işçi çalıştıran bir kurumda en az 2 işçinin engelli birey olması gerektiğini unutmayalım.Onlara balık vermeyelim balık tutmayı öğretelim.Elbette imkanlar verildiğinde onların da yapabileceği işler olduğunu unutmayalım.

Eğer ki biz kimsenin yardımı olmadan otobüse binebiliyorsak onlar da binebilmeli.Onlar da hayatlarına bizim gibi devam etmeli.Hayatlarındaki engellere bir engel de biz koymamalım aksine bu engelleri asgari seviyeye indirmeye çalışmalıyız. Unutmayalım ki bugününün engelsizleri yarın engelli olabilir.Bir gün biz de engelli olabiliriz görme,işitme ya da yürüme engelli. Engelliler bizim onlara acımamızı istemiyor.Onlar sadece bizimle eşit olmak istiyor.Eşit insalarla eşit şartlar içinde.Dolayısıyla engelli hayatların acısını hafifletmek istiyorsak onları sadece ‘’Engelli Haftaları’nda’’ değil bütün yıl boyunca hatırlamalıyız,unutmamalıyız,engellerin,engellilerin farkına varmalıyız. Unutmayalım ki engelliler için yaptıklarımızı aslında kendimiz için yapıyoruz.Bugünün engelsizleri yarın engelli olabilir.Bizler engelli bireyler olmadan önce engelleri ortadan kaldıralım.Engelli insanlarımız için yarının engelli adayı bizler için.Engelsiz bir ülke,engelsiz yarınlar için.

Ozan Ömer Kadüker

http://neyinkafasi.com/engelsiz-yarinlar-icin/


Anonim

Q: Sevgilisiyle ilişkiye başladığı gün Facebook hesabını donduran kişinin Facebook'u ne amaçla kullandığı ortadadır. diye yazmışsın ne amaçla kullanır o faceyi?

A:

kendine sevgili bulma amacıyla

Sevgilisiyle ilişkiye başladığı gün Facebook hesabını donduran kişinin Facebook’u ne amaçla kullandığı ortadadır.

Onunla konuşurken kimse bize bakmasın,kimse dinlemesin istiyorum.Çünkü aptal gibi oluyorum.

Çılgın Bediş olsaydı da izleseydik.

Zararlı olduğunu bilerek fast food’u sıkla yemeye devam etmek, güçlü bir depresyon belirtisidir.

Ördeğim benim gibi yalnız kalmasın diye oyuncak
da olsa arkadaş koydum yanına. Üzerine sıçmış
ama :(

Ördeğim benim gibi yalnız kalmasın diye oyuncak
da olsa arkadaş koydum yanına. Üzerine sıçmış
ama :(

Yemeğin tadına bakmadan tuz atan insanları sevmiyorum.

ETCETERA theme by Hrrrthrrr